DÜN GEZİ, GÜLSUYU BUGÜN ODTÜ: Kentsel Tecavüzlere Karşı Yaşam Alanlarımızı Savunmalıyız




 DÜN GEZİ, GÜLSUYU BUGÜN ODTÜ: Kentsel Tecavüzlere Karşı Yaşam Alanlarımızı Savunmalıyız...

Yaşam alanlarımız mevcut siyasi iktidar aklının tüm kurumları tarafından ciddi bir tehdit altında. Bu akıl karanlık, intikamcı yüzünü daha önce Gezi Parkı’nda olduğu gibi bu kez de ODTÜ’de ve yine gaz-toz-duman arasında gösterdi. 

ODTÜ'de yol açma bahanesi ile yaşanan ve halen yaşanmakta olan şey bir “kentsel tecavüz” vakasıdır. Gece karanlıkta, gözlerden uzakta, kalabalık ve alelacele yapılmıştır. Üstelik bu tecavüze bir bedel dahi biçilmeye çalışılmıştır. Yol yapılmaya çalışılan ve binlerce ağacı bir gecede yok edilen alan bir üniversitenin kampüs alanıdır ve hiç bir iktidarın keyfi ve hoyrat uygulamalarının nesnesi olmamalıdır.

Mevcut siyasi iktidar aklının bir diğer hedefi ise “üniversitelerin özerkliği fikri”dir. Bu ise üniversitenin nesnel olmayan üretimlerinin olduğu kadar sahip olduğu fiziksel varlıklarının da özerkliğidir. Bu anlamıyla ODTÜ kampüsüne yapılmakta olan müdahale aynı zamanda Türkiye üniversitelerinin özerkliği fikrinden elimizde ne kaldiysa ona yapılmaktadır.

Özetle, uygulanan gerilim politikaları devlet şiddetini normalleştirirken, buna karşı duruşları kriminalize etmekte ve marjinallik söylemi ile toplumdan yalıtmaya çalışmaktadır. ODTÜ ise üzerine yapıştırılmaya çalışılan “modern eşkıya” yaftası ile bu sürecin dışında değildir. 
Bu gidiş tersine çevrilmelidir. Yaşam alanlarımızda uygulanan devlet şiddeti olağandışı ve kabul edilemez, bu şiddete karşı durmak ve direnmek ise olağan ve vatandaşlık hukukundan gelen doğal haktır. 

Bizler üniversitelerin özerkliği fikrini tümden ayaklar altına alan, kentsel tecavüze bedel biçen, şiddetini normalleştirip buna karşı durmayı kriminalize eden mevcut siyasi iktidar aklının ve bu akla bir alternatif oluşturma kapasitesinden yoksun güncel kurumsal siyaset anlayışının çıkmaz sokak olduğunu görüyor ve karşı çıkıyoruz. Tüm bunlardan azade yeni dillerle ve yeni yaşam pratikleriyle mümkün kılınacak bir yol arayışına olan inancımızı yineliyoruz.

SeyyarForum
GEZIniyoruz NYC
Ottawa Gezi Platformu


After GEZI PARK and GULSUYU the struggle continues at METU: Let’s protect our urban habitat against violation and abuse!

Our living spaces are perpetually threatened by all institutions of the governing political logic. Not long ago, this logic had shown its dark and revanchist face through the clouds of tear gas during Gezi and it’s now re-surfacing on bumpers of bulldozers destroying the Middle East Technical University (METU) campus, one of the few remaining green spaces of Ankara.

What is being presented as a simple re-routing of an expressway is in fact a violent intrusion into the lives of the local communities and devastation of urban space. The illegal destruction started hastily in the dark of the night, barred from public attention and access. What’s worse, the municipality tried to shut down the protests by putting a price tag on the destruction of green space. The area where thousands of trees were destroyed overnight for the road construction is the campus of the University and should have never become the object of any arbitrage and such vulgar exercise of any political power.

This intrusion, orchestrated by the governing political logic, directly targets the very idea of university autonomy. It encompasses the immunity of the material assets of universities as well as their intellectual capacity. In this sense, the violation of the METU campus is also an assault on what’s left of the notion of university autonomy in Turkey. 

In Turkey, the politics of escalation normalizes state violence as it criminalizes and marginalizes the opposition in an attempt to isolate it from the society. METU, currently stigmatized as “modern bandits standing in the way of the government” is the epiphany of the marginalization process. This has to come to an end. The state’s violation of our living space is neither ordinary nor acceptable; to oppose and resist such violence is an inalienable human and civil right.

Hereby, we oppose the governing political logic that crushes the autonomy of universities in its entirety, puts a price tag on urban devastation, normalizes state inflicted violence and marginalizes opposition. At the same token, we also protest the current form of institutional politics that is incapable of opening up alternative avenues. Above all, we firmly believe in the search for a new path that can only be achieved through new languages and new life practices.

SeyyarForum
GEZIniyoruz NYC
Ottawa Gezi Platfom


“YENİ BİR YEREL YÖNETİME DOĞRU BEYOĞLU” “YÖNETİM, TEMSİL, KATILIM” 02



Gezi sonrası yerel yönetimlerde yeni arayışları tartışıyoruz.  Davetli katılımcılar Gülseren ONANÇ ve Tarkan KONAR ile birlikte, Okmeydanı’ndan  Haliç’e, Tophane’den Taksim’e kadar Beyoğlu’nu konuşuyoruz.


Seyyar Forum*, yerel seçimler öncesi “yönetim, temsil, katılım” başlıklı toplantılar dizisinin ikincisini “Yeni Bir Yerel Yönetime Doğru Beyoğlu” başlığı ile düzenliyor.

Toplantıya katılımınızı bekleriz.







Yer:        Tütün Deposu / Tophane

Tarih:    04.09.2013 19:00-21:00




AZADÎ CİHEKÎ SERDESTÊ XEYALÊN ME YE



Em  rojên  xweş  dibînin…    

Bi  rastî  ev  toz  û  dûmana  ku  em  dibînin,  belavbûna  ewrekî  îlluzyonê  ya  
kambax  e  ku  tevî  hemû  tirs  û  bendên  xwe  yên  ku  afirandibû,  belav  
dibe  diçe.  Ev  tiştê  vî  ewrî  belav  dike  ne  bayên  îlluzyonê  yên  nû  ne,  
şiyarbûna  kes  û  komên  piçûk  û  bêdawî  ne.    

Ev  şiyariya  ku  hem  li  ser  me  û  hem  jî  ji  bo  yên  din  pêk  tê  helbet  bê  êş,  ji  
nedî  ve  û  di  carek  de  dê  nebe.  Lê  belê  ew  kelheyên  tirsê  û  zimanê  li  ser  
wan  ava  bûye  ku  ji  jiyanê  re  wekî  yek  îmkanek  hatibûn  nîşandan  dest  
bi  hilweşînê  kiriye.  Cih,  rê  û  gotinên  ku  dane  rû  didin  nîşan  ku  ev  asta  
ku  em  gihaştinê  ne  qabil  e  û  bê  mane  ye  ku  bi  paş  ve  vegere.    
Êdî  em  natirsin  ku  li  ser  guherînê,  guherandinê  û  li  ser  jiyaneke  hevpar  
bifikrin.  Êdî  li  peşiya  me  pêleke  wisa  heye  ku  em  ê  bê  etlebûn  û  tawîz  
dengên  xwe,  bedenên  xwe,  warên  xwe,  kuçe,  av,  ax  û  bajarên  xwe  
biparêzin.    

Forma  Gerok  bi  destê  kesên  li  Parka  Geziyê  derketibûn  kolanan  û  
piştrê  rastî  hev  bûbûn  û  venegeriyabûn  malên  xwe,  û  gava  ku  
vegeriyanbûn  jî  ditibûn  ku  malên  wan  ne  malên  berê  ne  ava  dibe.  
Forum  kollektîvekek  ji  bo  li  ser  zimanên  nû,  cih  û  rêyên  xebatên  bi  hev  
re  ya  vê  pêla  nû  ye.        
  
“Emê  yan  rêkê  nû  bibînin,  yan  rêkê  nû  vebikin.” Hannibal   

“YÖNETİM, TEMSİL, KATILIM” 01 TOPLANTI DAVETİ



Seyyar Forum*, yerel seçimler öncesi “yönetim, temsil, katılım” başlıklı toplantılar dizisinin ilkini siyasetçilerin katılımı ile düzenliyor.
Toplantıya katılımınızı bekleriz.

Yer:        Tütün Deposu / Tophane
Tarih:    21.08.2013 19:00-21:00

Davetli Katılımcılar
Binnaz Toprak                   İstanbul MV.
Sebahat Tuncel                 İstanbul MV.
Melda Onur                       İstanbul MV.
Hasip Kaplan                     Şırnak MV.

YEREL SEÇİMLERE DOĞRU SF ÇAĞRISI



Sadece iyi adaylar değil, iyi yönetimleri de istiyoruz.


Tüm kentlerinin, ama özellikle Istanbul'un geçirmekte olduğu mevcut dönüşümün, halen kentlerin gelişiminin tek yolu olarak dayatıldığını akıldan çıkarmamalıyız. Gelecek nesillerin hakkını kumar masasına yatırmanın adı kalkınma olamaz. Kentlerin gelişiminin yeni yollarını açmak bir zorunluluktur ve görevimizdir. Bu yapılamadıkça, iyi adaylar bulmak, siyasi karakter israfı olacaktır.


Bu yeni yolları henüz bilmiyor olabiliriz, ama nasıl ve nerede aramanın boş olduğunu biliyoruz. Bizi buraya getiren sadece mevcut yönetim anlayışının kullandığı dil, yol ve yordam değil, aynı zamanda bizlerin köhnemiş korkularıdır. Aynı korkularla örülü diller ve bu dillerin çatışmaları ile, başka bir yola varmayı bekleyemeyiz. Gezi'den sonra, aynı yollardan aynı evlere dönebiliriz sanıyorsak, evden hiç çıkmamışız demektir.


Hiç birşey sadece tesadüf değildir; sokaktaki karşılaşmalara güveniyoruz. Değil mi ki hepimiz aynı evlere dönemeyenleriz; köhnemiş korkuların hatıraları soldukça, yeni ittifaklar ve yeni yolların belirişini göreceğiz.


O zaman bu yolların ucunda tüm sokakları, evleri, meydanları, suları ve tepeleri ile yeni bir kent gözümüzün önünde şekillenecek.


Seyyar Forum, başta siyasetçiler olmak üzere herkesi, bu kenti, oraya giden yolu ve bu yolu kuracak ittifakları aramaya çağırıyor.

FREEDOM LIES BEYOND OUR DREAMS


We are seeing beautiful days…


What we see as dust on the horizon is, in fact the collapse of a sinister cloud of illusion, with all the fears and desires it has created. This cloud is dispersed, not by other winds of illusion, but by small yet numerous awakenings of individuals and communities.


These awakenings to themselves and to one another will certainly not be painless and at once. But the towers of fear, presented as the only way of living and the languages that have built them have begun to collapse.  Beyond appears a myriad of new places, ways and languages which tell all of us that there is no possibility or meaning in turning back.


We are not afraid of changing, to be changed or to imagine a common life together. Ahead of us lay times of re-encountering with our voices, our bodies, our homes, our streets, the soil, the water and our cities. And with confidence we will defend them without compromise or delay.

Seyyar Forum, is a collective of individuals, whose paths have crossed when they came out of their homes for Gezi Park and could not go back; with the realization that their houses are no longer the same they have started working towards the languages, places and ways of this new era.


"We will either find a way or make one!" Hannibal